Boza Tarihi ve Bozaya Dair Bilgiler

Boza Tarihi

Boza Tarihi ve Bozaya Dair Bilgiler

Sizi bilmem ama benim kışın sevdiğim içeceklerden boza. Üzerine leblebi atıp biraz da tarçın ekince benden iyisi yok. Osmanlı zamanında bir hayli moda olan boza günümüzde de popülerliğini koruyor. Hal böyle olunca Boza Tarihi ve Bozaya Dair Bilgiler yazısı aklıma geldi yine bir boza akşamında.
Boza tarihi konusuna benimle başlamak daha iyi olabilir çünkü ben; otobüse para vermeyip turşucudan boza içerek eve giden bir çocukluk yaşadım. O zamanlar bir sürü turşucu vardı ve hepsi de boza satardı. Kimi ekşi kimi nispeten daha tatlı ama hepsi de hatırladığım kadarıyla mermer kaplarda saklarlardı bu güzel içeceği.

Boza Nedir? Boza Nasıl Yapılır?

Şöyle kabaca boza nedir ve boza nasıl yapılır konularına da açıklık getirelim. Boza; darı, su ve şekerden üretilen bir kış içeceği. Yani sözlük açıklaması böyle. Bilinen en eski Türk içeceği deniliyor bozaya ve Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü coğrafyalarda da rastlanıyor.
Boza nasıl yapılır kısmına gelince de maya yardımıyla yapıldığını kısaca söylemekte fayda var.

Boza Tarihi

İşte en sevilen kısma geldik. Bazı kaynaklara göre boza, bilinen en eski içkilerden. Hatta biranın ilk hali olarak adlandıranlar bile var. Ülkeye göre değiştiğini düşünürsek bozanın alkol oranı % 2-6 arasında değişiyor.
Osmanlı zamanında içkinin yasaklandığı dönemlerde bile hayli talep gören bir içecekmiş. Hatta şöyle de denirmiş; “Sarhoşluk vermeyecek kadarını içmek helal sayıldığından, meyhaneler, yüksek alkollü tatar bozası satan bozahanelere dönüşür ve bir laf türermiş: “Meyhaneciye sormuşlar şahidin kim diye, bozacı demiş.”
Boza Anadolu coğrafyasına Kıpçak Türkleri tarafından getirilerek Balkanlara taşınmış. Hem besleyici hem de lezzetli bulunan bu içecek yıllar içinde de hayli yayılmış.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Boza

Evliya Çelebi 17. yüzyıl ortalarında İstanbul’da 300’den fazla bozacı dükkânının bulunduğunu, bu dükkânlarda 1100 kadar bozacının çalıştığını aktarmış.
Özellikle Rumeli Hisarı çevresinde bulunan boza sarhoşlarına da değinmiş. Hatta dindar kesimin boza içmediğini ya da daha az alkollü bozayı tercih ettiğini de yazmış seyahatnamesine. Bunun yanında Osmanlı’da boza fazla mayalandırılıp içine de afyon katılarak tüketiliyormuş zaman zaman. Haliyle bu da sarhoşluğa sebebiyet verdiğinden yasaklanmış. Bu bozahaneler 19.yüzyıla doğru ortadan kaldırılmış.

Arap Gezgin İbn Battuta Seyahatnamesinde Boza

Boza tarihi yazısında bir de Arap Gezgin İbn Battuta bozayı görüp kaleme alanlardan. 14. yüzyıl başlarında kaleme aldığı seyahatnamesinde Türklerin içtiği içeceği anlatmış.
“Tattığında ekşilik hissettiğim için hemen bıraktım. Yemekten çıktığım zaman bunun ne olduğunu araştırdım, anlattılar; Duki (ince bulgur) tanelerinden yapılan bir nebizdir bu. Onlar Hanefi mezhebindendir ve nebiz onlar nezdinde helaldir. Buralılar dukiden yapılmış bu nebize buza (boza) adını veriyorlar.”

Türkiye’de Boza

Osmanlı ve Türkiye’yi bu konuda ayrı tutmak tabi imkansız ama Osmanlı Rus savaşı sonrası bozanın da kaderi değişmiş. Özellikle Balkan coğrafyasından yoğun göç alan İstanbul’da çeşitli boza denemeleri yapılmış. Boza süzülmüş ve daha yoğun bir kıvam elde edilmiş. Son olarak da boza mermer kaplarda saklanarak servis edilmeye başlanmış. Mermer kaplar ahşap fıçılardan daha çok ilgi görmüş. Hem koku bırakmamış hem de daha iyi mayalanma gerçekleşmiş.

Ramazan Ayı’nda Boza

Şimdi tarihini okuyunca acaba diyorsunuz değil mi? Boza tarihi gerçekten farklı bir şekilde bakmama yol açtı benim de. Tabi bozanın Ramazan Ayı içinde sahur vakti sokaklarda satıldığını da düşününce..
Bu arada fena halde boza severim. Neyse ki bu lezzete sahip çıkıp; İstanbul, Eskişehir, Balıkesir gibi şehirlerde lezzetli boza içmişliğim var.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir