İRAN’A YOLCULUK ( 1.Bölüm ) – Otobüs ile Seyrü Sefer

İRAN'A YOLCULUK ( 1.Bölüm ) - Otobüs ile Seyrü Sefer

1.GÜN 
         Her ne kadar çevremden tepki alsam da İran yolculuğuna çıkmayı bir çay bahçesinde kafama koydum.Daha önce İran’a giden bir arkadaşım otobüs ile gidebilirsin 40 – 42 saat sürüyor dedi ve benim devreler işlemeye başladı.Her ne kadar “biz ona 42 saat değil 2 gün diyoruz” diyenler çıksa da bilet almak için Aksaray’a doğru yola koyuldum.
         Bayrama günler kaldığı için biletler yok satıyordu ve bu beni biraz ümitsizliğe itti.Neyseki Tehran Tur dan 50 dolar karşılığında biletimi satın aldım.Aslında biletler 35 dolardan satılıyordu fakat karaborsaya düşmüştü.
         Otobüsler VIP olarak geçiyor ve aşağıdaki gibi bir iç yapısı var.Servis v.s gibi bir seçenek yok suyunuzu dahi kendiniz dolaptan alıyorsunuz.


         Pazartesi sırtıma çantamı alarak yola koyuldum.Aksaray dan servis yakınlarda bulunan bir otobüs terminaline götürüyor.Gittiğiniz yer sanki Türkiye de değilmişsiniz izlenimi veriyor.Fars alfabesi ile yazılmış yazılar plakalar..
         Gecikmeli de olsa yola çıktık.Belki de bu yolculukların en güzel yanı yeni insanlar tanımanız.Çevrenizle iletişim halinde olursanız bu hiçte zor olmaz.Çünkü İran’da fazlasıyla Türk var ve Türkiye’den geldiğinizi öğrenince sıcak kanlı davranıyorlar.Bu yolculukta da yan tarafımda oturan Vahid Abi,Hazar Denizi kıyısında yaşıyormuş Türkçeyi çok iyi konuşuyor ve aralıklarla ülkemize gelip çalışıyormuş.Önümde oturan arkadaşta Türkiye’ye gezmeye gelen bir Azeri..Adı Ali ve ilerleyen günlerde beni evinde misafir edecek kişi.Anlayacağınız tam yerine düştüm sohbet ve İran hakkında bilgilendirmeler ile yolculuğa devam ettik.bu sırada Farsça sayıların yazılışını ve okunuşunu öğrenmiş oldum 🙂 
  
         3.GÜN
         Saat 13:00 gibi sınır kapısına geldik.Otobüste bol miktarda olan mazotu Ağrı Doğubeyazıt’ta sattık daha doğrusu şoför sattı.Otobüsün yolculardan para kazandığına pek inanmıyorum bir nevi ticaret yapıyor.Mazot satıyor İran’a da kumaş v.b. gibi İran da pahalı olan şeyleri götürüyor.
         Türk sınır kapısından geçişimiz hızlı oldu fakat sıra gibi bir anlayış hakim olmadığı için insanlar birbirlerini eziyordu desem yeridir.
         Sınırı geçerken farklı bir his kaplıyor nedense içinizi..Yürüyerek parmaklıklı koridorda ilerliyorsunuz.Bir anda etraf,sesler,profiller değişiyor.Ramazanda gitmenin etkisi midir bilmiyorum ama içeri girdiğimde Kuran sesi duyuyorum.Yüksek bir sesle televizyondan geliyor.

         Kapıda ticaret yapan bir Kürt köylüyle konuştum.Her gün bu kapıda bekleyerek malzeme geçirip pasaportuna işletiyormuş ve 12 yıldır bu işi yapıyormuş ne garip hayatlar var..Fotoğraf çekmek yasakta olsa bu görüntüyü gizli saklı çekmeyi başardım.
         Tam İran’a girmek üzereyken çantalarınız kontrol ediliyor.Bende sırt çantamı çıkarttım ve masaya koydum sıra halinde bekliyorduk.bir elimde de pasaport vardı.Pasaportu görevliye ilettim ve çantamın yukarıdan açılabileceğini dolayısıyla torba gibi olduğunu anlatmaya çalıştım.Pasaportuma baktı ve çantamı hiç aramadan “hoşgelmişsin”dedi.
         Başka bir ülkenin sınır kapısında böyle bir şey yaşayabilir miyim bilmiyorum ama yüzümde tebessüm oluştu.Daha geziye başlamadan içim umutla doldu.Ön yargılı olmak bence en kötüsü ve bu gezide ön yargılarınızı kenara itin.İnsan her yerde aynı insan ayrılığı çıkartanlar siyasiler.Bunun en büyük örneğini Yunanistan’da gördüm.
         Gelelim yolculuğa..Yaklaşık 3 saat sınırda bekledik.Otobüs kontrolü v.s gibi durumlardan ötürü yollarda uzunca bekleyebiliyorsunuz.
         Neyseki otobüse binip yola devam ettik.Öyle acıkmıştım ki mola ne zaman verilecek diye sormaya başlamıştım.Çok sürmeden bir lokantanın önünde durduk.
         Yol boyunca Farsça tabelalardan ziyade Türkçe tabela vardı.Tamirci,sulu yemek,lastikçi..


         İran da pilavsız yemek yenmezmiş bunu ilerleyen günlerde daha iyi kavrıyorum.
İlk yediğim yemek “çelov kebap”. Çelov : yapı olarak pilava benziyor fakat yağ yok üzerinde safran var.Üzerine ufak bir paketle tereyağı koyuyorlar isterseniz karıştırıp yiyorsunuz.Kebab ise bizim Adana Urfa gibi..
         Yemek üzerine bir de çay içince tam uyku moduna girdim.Sabahın ilk ışıklarıyla Tahran’a varacaktım.Yol yorgunluğu başka birşeye benzemiyor gözlerimi kapatmamla sabahın olması bir oldu diyebilirim.
       

         Ve merhaba Tahran / Tehran

                                    Azadi Meydanı / Meydan-e Azadi

         Terminale çok yakın bir meydan burası.Nedense İran da gittiğim her şehirde Azadi Meydanı vardı.Özgürlük bu ülkede sadece meydanlarda kalmış.               
         Dışarda yemek yemek yasak ve ramazanda yemek yemenin cezası olduğunu duydum..Bana söylenene göre mezar kazdırıyorlarmış 🙂 fakat turist olduğunuz için sadece uyarıp nasıl davranmanız gerektiği anlatılıyormuş.

Share

Comments

  1. 40-42 saat mi? Vay canına.. Ben olsam yolun yarısında sıkıldım indirin beni diye tuttururdum..

    Dışarda yemek yemenin yasak olduğuysa kaşlarımı şaşkınlıktan üç metre havaya kaldırdı. Acaba yiyen var yemeyen var milletin canı çekmesin mantığıyla yapılmış bir kısıtlama mı yoksa babamızın tarlasıdır biz yiyemezsiniz dersek yiyemezsiniz gibi birşey mi?

  2. Evet yolculuk biraz uzundu 🙂 Ramazan olduğu için oruç tutanlara zorunlu saygı var.İran da bir espirisi bile var.
    Herkesin gizli yemek yediği ay hangisidir ? Ramazan 🙂

  3. Bizdeki Cumhuriyet, Atatürk meydanları gibi orada Azadi, Enqelap meydanları olmasının vardır bir sosyolojik açıklaması.. Güzel bir yazı olmuş, eline sağlık 😉

  4. Kesinlikle ve araştırılması gerek bence 🙂 Beğenmene sevindim

  5. sınırı geçmek kaç saat sürdü ? ve bir de sınır ile tahran arası kaç saat ?

  6. Yaklaşık 3 saat sınırı geçmek için bekledik.Yanılmıyorsam 10 saat sürdü.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir